Düşün
9/6/2008 · Kategori: Yazılarım
Her kalkışmamda önüme bir set gibi çektiğin mısralar…
…yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?...
Nazım’a karşı ironik bir hadiseden dolayı uzunca bir süredir nötürdüm.Fakat senin diline pelesenk olan yukarıdaki sözlerden sonra,ona karşı yeniden hiddetle yüklendim.Necip Fazıl’ı kendine önder benimsemiş bir insanın aşkına;heykelleşmiş bir ahmak olan,materyalist sığ kafa Nazım Hikmet’in sözleriyle karşılık vermek ne zulüm, ne zulüm!...
Bir kere bahse konu olan ruhu ve kalbi olan bir insan, elma değil. Meşhur hikâyedeki papazın kızı Tiryandafila eğer bir elma olsaydı; uğruna yüzlerce beyit yazan, babası yaşındaki Kani efendi’yi sevemezdi. Kani efendi sadece bir kez gördüğü, ismini bile bilmediği; kardeşinin adı Tiryandafil(Gül) ise onunki de olsa olsa Tiryandafila’dır diyerek adlandırdığı güzel için tam kırk gün boyunca aşk acısıyla yandı. Sultan, bu bir tesadüf olsa gerek hoş sedan kalbime değeli tam kırk gün oluyor. Kani efendi pervane böceğinin ateşe atladığı gibi, kırkıncı günün sonunda papazın kapısına dayanıp kızını Allah’ın emri peygamberin kavliyle istedi. Onun bu çılgınca hareketi Tiryandafila ‘nın yani gerçek adıyla Despina’nın çok hoşuna gitti ve kalbine ateşi düşürdü.
Bu aşkın uğruna silahşor, cerrah, hizmetkâr, köle, yüzbaşı ve nihayetinde tamburi oldum. Silahşor kısmı gerçekte de vaki tabi. Bir mücadeleyi nakış nakış ördüm satırlara, hayallerin üstüne hayaller bina ettim. Bu bir çılgınlıktı çoğuna göre, ayıplandım, deli gözüyle bakıldım. Evet, Kani Efendi kadar güçlü bir kalemim yok ama şuna adım kadar eminim, bir daha hiç kimse senin için böylesi çırpınmayacak, böyle sözler yazamayacak. Bu aşk beni aştı, kendimi kaybetmek üzereyim. Sultan, ne olur ses ver; bir elmadan daha hisli olduğunu kanıtla, sevdama yürekten inandığını söyle bana…
Sultan, ben senin hissiyatıma aynıyla karşılık verebilecek bir mücella ayna olabilme ihtimalini sevdim. Hislerin gerçeği yansıtabilmesi için gönül aynasının parlak olması gerekir oysa senin gönül aynan; sırrı dökülmüş, yüzeyi derince çatlamış ve üzeri isle kaplanmış vaziyetteydi. Yılmadım, hakkında işittiğim sözlere inanmadım, aşkın yarısı bozgundur sözüne sığınıp teselli buldum.Sultan, seni düşündüğüm saatlerin dakikaları kadar da olsa beni düşün,kendini düşün,bizi düşün kararını söyle bana…

