Güle güle Sanço Panza
15/1/2008 · Kategori: Emek verdiklerim
Don Kişot, namı değer "hüzünlü şövalye" Cervantes tarafından yazılan; ilki 1605, diğeri 1615’de olmak üzere, iki bölüm halinde yayınlanan ve çoğu yazar tarafından insanlık tarihinin en iyi kurgusu olarak nitelendirilen, künhüne inildiğinde içerisinde nice hikmeti barındıran eşsiz bir romandır. Yazımda, Sanço Panza' nın vedasına doğru giden süreci, şu vakitlerde etkisinde olduğum hissiyatı karakterler üzerine yansıtarak anlatmaya çalıştım. Ruhunu ve işleyişini muhafaza etmek kaydıyla, esere; olay ve yorum bazında bir takım eklemelerde bulundum. Şeytan ayrıntıda gizlidir sırrınca yazının özünün bu yorum ve eklemelerde olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Uyarıldığımda gerçekten hiddetleniyorum lakin öfkemi bir potada eritip kullanışlı hale getirebilme yeteneğine sahibim. Yazım bu meziyetimin naçizane bir tezahürüdür, dilerim faydalı olur.
Gerçek adı Alonso Quijano olan İspanyol soylusu, uğruna verimli topraklarının bir kısmını sattığı şövalye romanlarının etkisinde kalarak kafayı bozunca, şövalye olmaya karar verir ve adını Mançalı Don Kişot olarak ilan eder. Topraklarında yaşayan Sanço Panza isimli yoksul köylüyü de, fethettiği bir adaya vali yapacağı vaadiyle kandırarak yanına yardımcı olarak alır. Saf ve çirkin köylü kızı Aldonza Lorenzo da, onun gözünde soylu güzel, Tobosolu Leydi Dulsinea’dır artık. Dedesinden kalma zırh ve silahları kuşanıp Rosinante ismini uygun gördüğü ahırındaki cılız beygire atlayarak, ezilen halkı zalimlerin zulmünden kurtarmak ve yeryüzünü kötülüklerden arındırmak için yardımcısı Sanço Panzayla birlikte yola çıkar. Don Kişot’ un gözüne dünya artık olduğundan çok farklı görünmektedir; onun için yel değirmenleri birer kötü dev, hanlar şato, hancılar Lord, koyun sürüleri ise askeri birliklerdir.
Don Kişot yardımcısıyla birlikte macera aradığı bir gün krala aslan götüren bir arabayı durdurur ve arabacıdan kafesin kapısını açmasını ister. Arabacı kafesin kapağını açar fakat her nasılsa aslanlar dışarı çıkmaz. Don Kişot, mevcut durumu aslanların kendisinden korkmasına yorar ve aslanların kafesten çıkmaları için kırbaçla kızdırılmaları gerektiğini söyler. Bunu duyan arabacı ve Sanço Panza can korkusuyla telaşa kapılırlar ve Don Kişot’ un olmayan kahramanlığını tasdik etme yoluna giderek, tehlikeli isteğinden vazgeçirmeye çalışırlar. Don Kişot kafesin kapağının kapatılmasını ancak, arabacının gördüklerini yazılı bir şekilde imzalaması halinde kabul edeceğini söyler. Arabacı yazmayı kabul eder.
Don Kişot: Yaz arabacı! Mançalı korkusuz şövalye Don Kişot kafesin kapağını bana açtırıp aslana meydan okudu. Vahşi aslan şövalyeden korkup geri çekildi, uysal bir kedi gibi gidip köşeye yattı. Ben ve burada bulunan herkes bunu gözlerimizle gördük.
Arabacı: İşte yazdım ve imzaladım yiğit şövalyem.
Don Kişot: Tamam, yolunuz açık olsun şimdi gidebilirsiniz. Yalnız sizden çok rica ediyorum bu gördüklerinizi kralımıza da anlatın, gezici şövalyeliğin ölmediğini bilmesini istiyorum.
Arabacı: Tabi, tabi söylerim efendim.
Don Kişot: Evet, olanları sende gördün değil mi sevgili yardımcım Sanço?
Sanço Panza: Evet, görmesine gördüm ama o arabacıya yazdırdığınız mektupta bir şey unuttunuz soylu şövalyem.
Don Kişot: Ne unuttum?
Sanço Panza: Benim adımı yazdırmayı.
Don Kişot: Senin adını mı? Seni neden yazdıracaktım ki?
Sanço Panza: Siz yiğitsinizde ben değil miyim? Aslan kafesinin kapağını açtırdığınızda sizin yanınızda değil miydim? Aslan kafesten çıksaydı sizi yediği gibi beni de yemeyecek miydi sanıyorsunuz? Ah yemek dedim de aklıma geldi, karnım çok acıktı. Asil şövalyem, ne zaman bir şeyler yiyeceğiz?
Don Kişot: Sanço, midesinden başka bir şey düşünmeyen şişko, tembel ve uykucu seyis! Yemek yok! İstirahat yok! Seni her gittiğim yere sürüklemekten bıktım. Yeni bir macera buluncaya kadar yola devam edeceğiz.
Sanço yaşanan bu olay sonrası Don Kişot’ a bir hayli içerlemiştir, yere düşmüş gözleriyle hissiyatını ayan eder. Onun bu halini gören Don Kişot, kırgınlığını gidermek için kader arkadaşına sözle takılır.
Don Kişot: Sanço kıyafetlerinin rengi ne öyle? Sana bunları kim zorla giydiriyor? Bir şövalyenin yardımcısına yakışır şekilde ne zaman giyineceksin merak ediyorum?
Sanço Panza: Sizin beğenmeniz için allı morlu olması lazım ama o da bize gitmez işte senyör.
Don Kişot: Bir süredir bana karşı tavırlı bir halin var. Bu sözlerinde hiç yenir yutulur gibi değil. Al, sevdalısı olduğum bayrağımın rengidir; mor ise bir zamanlar değer verdiğim insanın simgesidir. Anladığın üzere benim için bu renkler, ezikliğine alet edemeyeceğin nispette kıymetlidirler. Kastettiğin yakışıksız itaba gelince, vaktiyle delikanlılığımıza dil uzatan ırkçı şövalyeyi hiddetle pespaye edişimi unutmuş gibisin. Sonra bu 'biz' lafı da ne oluyor? Kimlere dâhil oldun? Bu sözlerini hiç hoş karşılamadım bilesin!
Sanço Panza: Sadece şaka yapıyordum efendim, böyle basit bir konuyu bahane ederek sizi küçük düşürmeye kalkacak kadar karaktersiz miyim?
Derken şaşılacak bir şey olur ve Sanço' nun eşeği dile gelir.
Eşek(!): Yeter yahu bu buluttan nem kapan hayalperestin peşinde olmayacak bir ada uğruna ömrümüzü heba ettiğimiz!
Don Kişot: Yüce tanrım, kulaklarıma inanamıyorum bu uyuz eşek konuşuyor! Yo,Bu kadarı bana bile fazla.
Eşek(!): Köyümüze geri dönelim, hassas ihtiyarı kaderine terk edelim Sanço.
Sanço Panza : ...
Don Kişot: Kırk yıl düşünsem bir eşekle muhatap olacağım aklıma gelmezdi. Şarklıların bir deyişi vardır; ‘’eşek ne anlar hoşaftan’’ diye bu minvalden hareketle; hissiyatımı ve hayallerimi anlayabilme istidadını sende görmüyorum aciz hayvan. Bu münasebetsiz çıkışlarını da tabiatına bağlıyor ve canını bağışlıyorum. Belli ki sana konuşmayı öğreten Sanço, aramızdaki hukuka dair tek söz etmemiş. Düşmanlarımın anırması bana zerre tesir etmezde, güvendiklerimin sessizliği beni kahreder. Sanço seni davamıza karşı isteksiz ve inancı sarsılmış görüyorum, buna sebep ne?
Sanço Panza: Dayağın en fazlasını ben yiyorum, günlerce aç kalıyorum ama gözünüzde zerre kadar değerim yok. Sizi yalanlarla avutmaktan bıktım efendim. Yalandan da olsa size inanan tek insanım, bana reva gördüğünüz bu muameleyi artık hazmedemiyorum senyör.
Don Kişot: Ben kimsenin kolay kolay elde edemeyeceği şerefli bir mesleği seçtim. Nerde bir kötülük varsa kılıcımla ezmenin derdindeyim. Sana kutlu davamda yanımda olma şerefini bahşetmişim daha ne istiyorsun? Sanço, eşeğini bağışladığım için bana dua edeceğin yerde hala gevezelik ediyorsun. Hadi artık toparlan! Esaretteki halkımız bizden yardım bekliyor!
Sanço Panço: Peki efendim, peki…
Aralarında geçen bu münakaşa, kader birliği eden bu iki yoldaşın yarenliğine yakışmamıştır. Bir gün yol üzerinde bir dük ve düşesle tanışırlar. Dük ve düşes Don Kişotla, yardımcısı Sanço ’nun deli olduğunu anlayarak onlarla eğlenmek ister. Bu yüzden Sanço’ ya ada valiliği vermeyi teklif eder. Don Kişot başta Sanço’ nun dürüstlüğünden şüphe etmediğini ancak resmi formalitelere karşı bigâne olduğunu söyleyerek teklife müspet bakmadığını söyler fakat sonrasında Sanço’ nun istekli tavrı ve dük ile düşesin ısrarlarına dayanamayarak yardımcısının vali olmasına izin verir.
Don Kişot: Evet Sanço, gösterdikleri bu büyük lütuftan dolayı güzel prenses ve soylu düke teşekkür et.
Sanço Panço: Saygı değer dük hazretleri verdiğiniz adayı öyle adaletli bir şekilde yöneteceğim ki gösterdiğiniz bu lütuftan dolayı pişman olmayacaksınız. Ömrüm boyunca size minnettar kalacağım.
Düşes: Soylu şövalye Don Kişot değerli tecrübeleriniz ve engin bilginizden istifade edebilmemiz için sizden rica ediyoruz topraklarımızda biraz daha kalın.
Dük:Evet senyör bizimle kalın,bizi bu zevkten mahrum bırakmayın.
Don Kişot: Size hizmet etmek benim için şereftir güzel prensesim ve soylu düküm. Ancak gezici bir şövalyenin eğer yapacak şerefli bir hizmeti yoksa aynı yerde fazla kalması törelere aykırıdır.
Düşes: Bana sık sık güzel prensesim demekle eşsiz güzelliği dillere destan Tobosolu Dulsinea’yı üzmüş olmuyor musunuz?
Don Kişot: Bu ince düşünceniz beni fazlasıyla duygulandırdı iyi kalpli sinyora. Size güzel demekle ona haksızlık yaptığımı sanmıyorum. Ayrıca sadece fiziki güzellik kadına üstünlük kazandırmaz. Ancak ahlak ve huy güzelliğiyle beraber olursa bir kıymet ifade eder. Eğer şu güzelliğinizin yanında; ağzı bozuk bir acuzeninkine eş, yılan gibi bir diliniz olsaydı dük hazretleri sizinle hayatını birleştirmeyi göze almazdı sanırım. Benim güzelime gelince o başka bir güzeli kıskanmayacak kadar faziletli ve soylu biridir.
Vakit gelmiştir; seyis Sanço Panza artık Beleşonya adasının valisi Senyör Don Sanço Panza’dır. Don Kişot, Sanço ’ya adaya gitmeden önce öğütlerini bir bir sıralar.
Don Kişot: Sevgili Sanço bilmiş ol ki devlet yönetimi fırtınalı bir denizde yolculuk etmeye benzer. Burada vali, ötede emanete ihanet etmiş bir hain muamelesi görmek istemiyorsan söyleyeceklerimi can kulağıyla dinle, zira bu sözlerim bir pusula gibi sana yol gösterecek.
Sevgili Sanço bilmiş ol ki merhamet eden merhamet bulur, sükût eden selamete erer, hayır söyleyen kar eder, kötü konuşan günahkâr olur, diline hâkim olmayan pişman olur.
Her idareciyi bekleyen üç tehlike vardır; para, kadın ve içki. Parayı seven adama maaşı az gelir; önce hediye kabul ederek işe başlar sonra rüşvet gelir. Kadınların gözyaşları seni aldatmasın. İçki insanı sarhoş eder, sarhoş adam ise devlet sırlarını açığa vurur.
Kanunlara gelince; az fakat tatbik edebileceğin kadar kanun çıkar. Tatbik edemedikten sonra en sert kanunlar bile bir işe yaramaz. Ne pahasına olursa olsun adaletten ayrılma; zenginin serveti fakirin sefaleti gözünü bağlamasın, haklı kimse güçlü o olsun. Suçluya hak ettiği cezadan fazlasını yükleyip kanunun pençesi altında ezme. Sadece delillere göre hareket et. Sakın sinirliyken karar verme. Hep bağışlayıcı ol.
Gece gündüz sık sık halkın içine karış. Çarşıyı, pazarı, okulu, hapishaneyi ve devlet dairelerini dolaş. Buralarda görülmen, herkesin kendisine çeki düzen vermesine sebep olacaktır. Meyhaneciye, kumarcıya, tefeciye, fahişeye, stokçuya göz açtırma.
Görgüsüz ve kaba insanlar gibi davranma.
Sevgili Sanço; kimsesiz yaşlıları, fakiri, yetimi,dul kadını gözet ve zekâsı yerinde olanlara iş bul, elinden iş gelmeyenleri de maaşa bağla.
Sanço Panza: Öğütleriniz için size minnettar kalacağım efendim.
Don Kişot: Sevgili Sanço, bu öğütlerin ve daha nice hikmetli sözün bulunduğu, değil valilik sırasında belki de ömrün boyunca ihtiyaç duyacağın hem ruhuna hem bedenine, hem de yönetime faydası dokunacak kuralların yer aldığı, senin için yazdığım altın öğütler risalesini al ve bir an olsun yanından ayırma.
Sanço Panza: Sevgili efendim şu altın öğütler risalesini kral hazinesine eşdeğer tutuyorum. İhtiyaç duydukça açıp mektupçuma okutacağım.
Don Kişot: Güle güle sevgili Sanço seni çok özleyeceğim.
Sanço Panza: Ben de sizi özleyeceğim efendim ama ne yapabilirim şu ada işini aklıma ilk sokan sizsiniz.
Sanço Beleşonya adasına doğru yeni görevini icra etmeye gider beri tarafta Don Kişot yalnızlığına içerlemektedir.

Don Kişot: Gel benim kahraman atım Rosinante, sonu hüsranla biteceği kesinleşmiş olan talihsiz maceramıza doğru yola koyulalım. Konuşabilseydin sen de beni suçlar mıydın merak ediyorum? Sanço gibi dünya malına beni değişip terk etmediğine göre, demek ki halinden memnunsun.
Hayatım bir anlam kazansın istedim, yatakta can vermek istemedim ve bu ateşten gömleği ben gönüllü giydim. Gerçek hayatı kazanmanın, ten sevdasından geçmekle olacağını kimseye anlatamadım. Kutsallarım çiğnenmiş, bencillik almış yürümüş; başkaları için yaşamak unutulmuş ve duyarlılık sinelerden kovulmuş, hal böyleyken ben nasıl çıldırmayayım Rosinante?
Bitmeyen özlemim güzel Dulsinea’m geldi aklıma, şimdi kim bilir ne haldedir? Bekle sevgilim seni kötü büyünün tutsaklığından kurtaracağım.
Koş Rosinante! Fethedilecek daha çok kale var, koş!

