Sultan'dan Gelen Cevap
25/7/2008 · Kategori: Yazılarım
‘’Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler neden yaşarmış’’
Sonbaharda dökülmüş bir yaprağı
Sulamaya kalkarsan
Dirilir de yapışır mı tekrar ağacına
Tatlı dilinle türküler söylesen
Dile gelir mi, eşlik eder mi?
Uzun bir rüyadan uyanan
Güzeli
Prens öpse
Uyanır mı?
Masallarda ki Aşkı arıyorsun sen
Visal hayalleri kurduğun belki
İmkansız
Belki
Beklentisiz
Hükümlerin zatımı incitmekte
Ben ne o sandığın küçük kız
Nede güçlü kadınım
Adım adının yanında anılmayacak
Bir rüya ben sandığın
Sultanın
Yazma bana tesir etmez ilacın
Zehri gülerek içerim ben
Şair değilim bilmem sen ne sandın
Bir acizim belki
Ama vardır elbet benim de bir muradım
Şaha kalkacak bir gün acılar
Ruh bedenden ayrılır gibi olacak
Karpuz kokusu gibi bir yaz ayında
Deniz tuzu gibi
Sil baştan diyeceğim bir gün sevgiye
Sapanca kıyısında Temmuz gününde
Şimdi anladığın kadarını al
Uzaklaş durma sakın
Gözyaşı yok his yok
Sus sadece
Benim için.
Sultan: ''İnşallah bir gün şiirler yazacak kadar severiz birbirimizi...''
Yazdığın ‘’şeyi’’ okudum. Beklenen ‘’şiir’’ olmadığını söylememe gerek yok sanırım.
Elmanın hissiyatından sonra sonbahar yaprağının hayati duruşunu baz alarak, yine bitkisel yaşam formuyla düşünceni temellendirmeye çalışmışsın. Bir sonbahar yaprağının dirilmesi, toprak altındaki çürümüş insan bedeninin dirilmesinden daha zor değil inan. Dilerim bir gün bu bitkisel hayattan kurtulursun.
Yunus Emre’nin bir sözü var:’’Çıktım erik dalına anda yedim üzümü’’. Sen bitkisel misalleri seviyorsun ondan yazıyorum. Burada senin ilk aklına geldiği şekliyle erik ağacına dolanmış bir asmanın üzümünü yemekten bahsetmiyor. Yunus Emre diyor ki; ekşi olan dünya hayatının tatlı yönlerini buldum. Ben de sendeki kötü hasletleri görmezden gelerek, güzel yönlerini yücelttim. Açıkçası sığ fikirli mantığının bunu görememesine şaşırmıyor ve beni bir hayalperest olarak yaftalamasını yadırgamıyorum.
Sonu inkisarla neticelenen bu sevda filminin yapımcısı ve başrol oyuncusu benim. Elbette adın adımın yanında anılmayacak. Benim ismim afişte büyük puntolarla ve üstte yer alırken; kadir kıymet bilmeyen sen, aşağıların aşağısında silik bir yazıyla yer alacaksın.
Ben sustuğumda silahım konuşur. Silah deyince aklına belimdeki tabanca gelmesin, benim silahım kalemim.Bu can bu bedende olduğu müddetçe yazacağım,çünkü yazıyorsam yaşıyorum.
Elveda.

